Anasayfa / Köşe Yazıları / Servet Özen Yazıları / İlticacılar vatan haini – Ankara Anlaşmalılar vatansever

İlticacılar vatan haini – Ankara Anlaşmalılar vatansever

Multeci

Neden İlticacılar Vatan Haini? -Neden Ankara Anlaşmalılar Vatanseverler?

  1. Bölüm

Son bir kaç senedir özellikle Kuzey Londra da yaşayan Türkiye kökenli toplumumuzun içinde olan bazı sıkıntları göze alarak bu yazıyı yazıyorum. 34 senedir ingilterede yaşayan birisi olarak Kuzey Londrada değişimleri bire bir gördüğüm için bazı durumları açığa çıkarmakta fayda var diye düşünüyorum.

  1. Yüzyılın başından itibaren atalarımız Orta Asya’dan çıkıp Anadolu’ya yerleşmeye başlamışlar. Bu göçün sebebi ya bulundukları şartların iyi olmaması ya da muhtelif sebeplerden kaçmaya mecbur kalmalarıydı. Durum her neydi bilinmez ama atalarımız Anadolu’ya gelmemiş olsalardı şu anda bir ülkemiz olmayacaktı. Tabii ki Anadolu’ya yerleşmeleri bir gecede tamamlanmadı.

Bizler de tıpkı atalarımız gibi yüzyıllar sonra batıya, Avrupa’ya yerleşmeye başladık. İlk kuşak hakkında önceki yazılarımda belirttiğim gibi 1980 sonrası Türkiye’den kopup gelen mültecilerin Kuzey Londra’yı küçük bir Türkiye’ye dönüştürdüklerini şahsi olarak birebir gözlemledim.

90’lı yıllarda Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusunda başlayan bölgesel iç sorunlar ve bunların neticesi olarak köylerin boşaltılması İngiltere ve diğer Avrupa ülkelerine mülteci akımlarına zemin hazırlamıştır.

10 yıl içinde Londra’da nüfusumuz üç-dört katına çıktı. Tabii ki gelenlerin büyük kısmının durumu Ankara Anlaşması vizesi alarak güle oynaya gelenlerinki gibi şanslı değildi. Bunlar,  Türkiye şartlarından kaçmak zorunda kalan tırların arkasında saklanıp, insan kaçakçılarına yüksek miktarlarda para ödeyerek gelen ve iltica başvurusuyla burada tutunmaya çalışan insanlardı.  Bu insanlar zaman içinde başka ülkelerden gelip Londra’da yaşayan diğer topluluklar gibi kendilerine iş kurdular, evlendiler, çoğaldılar ve Türkiye’li olarak tanındılar. Muhakkak ki, zor durumda olmasalardı hiçbiri vatanlarını terk etmezdi.

Uzun seneler Londra’da tercümanlık yapıyor olmamdan dolayı Türk topluluğunun farklı kesimleriyle  İngiltere hükümeti arasında köprü görevi gördüm, birçoğunun sorunlarıyla bizzat ilgilendim. Dikkatimi en çok çeken Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusundan kaçıp gelenlerin durumuydu. Yaşadıkları işkenceleri psikologlara anlattıklarında hiç etkilenmedim desem yalan olur.

Bu insanlar Türkiye’nin hiçbir metropol şehrinde yaşamadan kendilerini direkt Avrupa’nın en gelişmiş şehirlerinde buluverdiler, birçoğu uzun seneler ailelerinden uzak kaldılar. Lakin çalışkan bir halk olmamızdan birçoğu kendi işlerini kurmayı başardılar. Topluluk olarak Londra’da tanınıp vatandaşlık haklarını alıp yerel ve genel seçimlerde oy kullanmaya başladılar.

Kürt ve Alevi kökenli insanların ilticacı olarak gelmelerinin yanısıra muhafazar kökenli Türklerin de iltica kanunlarından yararlanıp İngiltere’ye gelmelerine şahit oldum.

İngiltereye gelen  ilticacı mülteci akımı 2000 yılının başına kadar sürdükten sonra o zaman mülteci uzman avukatının yaptığı bir araştırma sonucu bulduğu Ankara Anlaşması ortaya çıktıktan sonra Türkiyeden yeni bir toplu göçme başladı.

Daha önceden gelmiş olan ilticacı kişilerin çoğu ingiliz vatandaşı olmuş vede ülkenin önde gelen siyasi partileri tarafından potansiyel seçmen durumuna gelmişti. Artık mülteci yada ilticacı değil yaşadıkları bölgede söz sahibi olmuşlardı. Bir kısmı dillerini geliştirip yavaş yavaş siyasete atılma planı yapıyordu.
Amaç ingiltere siyasetinde diğer yabancılar gibi söz sahibi olmaktı.  Halkımızın haklarını savunmaktı.

 

Devamı 2. bölümde